Test Rehberi – G



Gamma-Glutamil Transferaz (GGT)
Test Adı:Gamma-Glutamil Transferaz
Diğer Adları:GGT, γ-Glutamil Transpeptidaz, Gamma-GT
Analiz Metodu:IFCC
Örnek Türü:Serum, Plazma, İdrar
Örnek Özellikleri:Kanın tam pıhtılaşmasını takiben, serumu ayırmak için 1500-2000g’de santrifüj yapılmalıdır.
Örnek Muhafazası:Serum ve Plazma: 2-8 ºC’de 7 gün, -20 ºC’de 1 yıl
İnterferans:Hemoliz, Lipemi, İkterus
Kısa Açıklama:Gamma-glutamil transferaz (GGT), özellikle karaciğer, safra yolları ve pankreas gibi organlarda yüksek aktivite gösteren bir enzimdir. Veteriner hekimlikte, özellikle karaciğer ve safra yolu hastalıklarının tanı ve izlenmesinde kullanılır. Gamma-glutamil transferaz (GGT) ve alkalen fosfataz (ALP) her ikisi de karaciğer ve safra yolları hastalıklarının tanısında kullanılan enzimlerdir. Her iki enzim seviyesinin artması genellikle karaciğer hasarı veya safra yolu tıkanıklıkları gibi durumları işaret eder. GGT özellikle safra yolu hastalıkları için daha duyarlı ve özgül bir gösterge olarak kabul edilirken, ALP hem safra yolları hem de kemik hastalıkları ile ilgili durumlarda yükselebilir. Bu nedenle, her iki enzimin birlikte değerlendirilmesi, karaciğer ve safra yolu sağlığı hakkında daha kapsamlı bilgi sağlayabilir.
Aktivitesinde Artma:Artefakt: Li heparinli tüplere alınan kanın gereken miktardan az olması.
İlaçlar: Kortikosteroidler ve fenobarbiton.
Fizyolojik: Çoğu türde kolostrum yüksek GGT konsantrasyonları içerir. GGT’deki artışlar emzirmeden sonraki 24 saat içinde meydana gelir ve kolostrumdaki çok yüksek GGT konsantrasyonları nedeniyle sığırlarda pasif transferin hassas bir göstergesidir.
Hepatobilier hastalıklar: Küçük hayvanlarda GGT, biliyer hiperplazi ve yapısal kolestazın hassas bir göstergesidir. Küçük hayvanlarda GGT, safra yollarında çoğalma ve tıkanmaya bağlı safra sorunlarının hassas bir göstergesidir. Yapılan çalışmalarda, GGT seviyesi en fazla kortizon kaynaklı karaciğer hastalığı, safra akışını tıkayan durumlarda ve karaciğer hücre ölümü görülen durumlarda artmıştır. Kedilerde ise GGT seviyesi, ALP seviyesinden daha erken artabilir ve karaciğer hastalığının daha hassas bir göstergesi olarak kabul edilir (her durumda değil, yağlı karaciğer hastalığı istisnadır). Yine yapılan çalışmalarda, safra yolu tıkanıklığı, safra yolu iltihabı ve siroz gibi durumlarda GGT seviyesi yüksek çıkmıştır. Büyük hayvanlarda GGT, safra yolları ile ilgili sorunların teşhisinde ALP’den daha faydalıdır. Atlarda özellikle safra akışını tıkayan kolestaz, at parvovirüsü enfeksiyonu ve zehirlenmelerde kullanılır. Ayrıca bazı bağırsak sorunlarında da yükselebilir fakat sebebi her zaman anlaşılmaz. Yarış atlarında görülen antreman ve aktivitelere bağlı olarak yüksek GGT sendromunun ise karaciğer hasarı, stres ve safra akışı problemleri ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.
Renal hastalıklar: GGT proksimal renal tübüler epitel hücrelerinin membranlarında eksprese edilir. Hücre hasarı GGT’nin kana değil idrara dökülmesine neden olur.
Aktivitesinde Azalma:GGT seviyelerinde azalma genellikle klinik olarak önemli değildir ve nadiren spesifik bir durumu gösterir.
Glikoz
Test Adı:Glikoz
Diğer Adları:GLU
Analiz Metodu:Glikoz oksidaz-Peroksidaz (GOD-POD)
Örnek Türü:Serum, Plazma (EDTA veya Heparin), İdrar, Vücut Sıvıları
Örnek Özellikleri:Kanın tam pıhtılaşmasını takiben, serumu ayırmak için 1500-2000g’de santrifüj yapılmalıdır.
Örnek Muhafazası:Serum ve Plazma: 15-25 ºC’de 2 gün, 2-8 ºC’de 7 gün, -20 ºC’de 3 ay
İdrar: 2-8 ºC’de 2 saat, -20 ºC’de 2 gün
Vücut sıvıları: Stabil değildir, en kısa sürede analize alınmalıdır.
İnterferans:Hemoliz, Lipemi, İkterus, İlaçlar (Ör. Kortikosteroidler, ksilazin, ketamin, megesterol asetat)
Kısa Açıklama:Glikoz, diyetle alınan karbonhidratların sindirimi, karaciğerdeki glikojenin glikojenoliz yoluyla parçalanması ve amino asitlerden glukoneogenez yoluyla üretilmesi ile elde edilir. Böbrekler de glukoneogenez için bir kaynak olabilir. Ruminantlarda ana glukoz kaynağı, rumenden emilen propiyonat’tan glukoneojenezdir. Glukoz, hücreler için temel enerji kaynağıdır ve çoğu hücre glukozu, insüline bağlı veya bağımsız glukoz taşıyıcıları aracılığıyla alır.
Konsantrasyonda Artma (HİPERGLİSEMİ):Post-prandial: Yemek sonrası hafif bir fizyolojik hiperglisemi oluşur. Bu birkaç saat içinde normalleşmelidir.
Stres: Tüm türlerde strese yanıt olarak bir hiperglisemi de meydana gelir. Buna epinefrin (geçici, 4-6 saat sürer) veya kortikosteroidler (birkaç gün sürebilen daha sürekli bir glikoz artışı) aracılık edebilir.
Gebelik: Geç gebelik döneminde, progesteronun büyüme hormonu salınımını uyarması nedeniyle insülin direnci olabilir olabilir. Hiperglisemi genellikle doğumdan sonra düzelir ancak bazı hayvanlarda devam edebilir.
Diabetes mellitus: Tip I diabetes mellitus, pankreas adacıklarındaki β hücrelerinin tahrip olmasından kaynaklanır. Tip II diabetes mellitus insülin direncinden kaynaklanır ve hayvanların hiperglisemiyi önlemek için insüline ihtiyacı yoktur (insüline bağımlı olmayan olarak adlandırılır). Bunun, pankreas adacıklarının işlev bozukluğuyla ilişkili olan pankreatik birikimi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Adacık yıkımı yaygın olduğunda, durum insüline bağımlı hale gelir.
Hiperadrenokortisizm: Cushing hastalığı olan köpeklerde hiperglisemi, aşırı kortikosteroidlerden kaynaklanan insülin direncine bağlıdır. İnsüline dirençli hale gelen veya artan dozlarda insülin gerektiren diabetes mellituslu köpekler, altta yatan Cushing hastalığı açısından test edilmelidir.
Akromegali: Hiperglisemi, yüksek büyüme hormonu konsantrasyonlarından kaynaklanan insülin direncine bağlıdır.
Atlarda hiperpituitarizm/hipofiz pars intermedia disfonksiyonu (PPID): Hipofiz bezindeki tümörler, aşırı büyüme hormonu veya ACTH üretimi yoluyla hiperglisemiye neden olabilir. Hipofiz bezi adenomu atlarda PPID’nin en yaygın nedenidir. PPID’li atlarda genellikle hafif olan hiperglisemi görülür. Hiperglisemi, hipofizden propriomelanokortin (POMC) peptitlerinin salgılanmasının artmasının neden olduğu hiperkortizolemiden kaynaklanan insülin direncine bağlanmaktadır. Buna karşılık, metabolik sendromlu atlar, eş zamanlı stres hiperglisemisine neden olan komplike hastalıklar olmadıkça tipik olarak hiperglisemik değildir.
Kedilerde hipertirodizim: Glikozdaki artışlar genellikle geçicidir.
Akut pankreatit: Genellikle geçici olan hiperglisemi, stres, glukagon salgılanması ve insülin üretiminin azalmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Sepsis: Akut sepsisli bazı hayvanlar hiperglisemiktir. Bu, eş zamanlı kortikosteroid veya katekolamin salgılanmasına veya TNF-α gibi enflamatuar sitokinlere ikincil olabilir.

Herhangi bir hiperglisemi nedeni (geçici veya sürekli), glikoz konsantrasyonları böbrek eşiğini aşacak kadar yüksekse glukozüri ile sonuçlanabilir. Glukoz için renal eşik türe bağlıdır. Köpekler: 180-200 mg/dL Kediler: Kedilerde 280-290 mg/dL (diyabetik kedilerde 200 mg/dL civarında daha düşük eşikler oluşabilir). Atlar: 160-180 mg/dL Sığır: 100-140 mg/dL.
Konsantrasyonda Azalma (HİPOGLİSEMİ):Beyin enerji kaynağı olarak tamamen glikoza bağımlığı olduğu için glikoz eksikliği nöbetlere neden olur. Yenidoğan hayvanlar, olgunlaşmamış hepatik glukoneojenik yollar, düşük yağ depoları ve kas kütlesi ve hızlı glikojen tükenmesi nedeniyle hipoglisemiye yatkındır.
Artefakt: Sserumun hücrelerden ayrılmaması, örn. serumun pıhtı üzerine postalanması.
İatrojenik: İnsulin uygulaması.
Azalmış üretim: Karaciğer tarafından glikoz üretiminin azalması, glukoneojenik veya glikojenolitik enzim yollarındaki kalıtsal kusurlara, glikojen depolarının azalmasına, glikoz alımının azalmasına veya karaciğer hastalığına bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Azalmış alım: Açlık, malabsorpsiyon.
Artan kullanım: Buna insülin salınımı, insülin antagonizmasının azalması (karşı düzenleyici hormonların azalması) veya dokular tarafından glikoz kullanımının artması aracılık edebilir. Kullanımın artmasına neden olan bozukluklar üretimi de azaltabilir (glukoneojenezin aşağı regülasyonu, örneğin hipoadrenokortisizm).
Efora bağlı hipoglisemi: Bu durum, talebin arzı aştığı av köpeklerinde ve dayanıklılık atlarında tespit edilmiştir.
Tip I sığır ketozisi ve koyunlarda gebelik toksemisi (laktasyonel hipoglisemi): Gebelik sırasında fetüs ve meme bezlerinden artan glikoz talepleri nedeniyle ortaya çıkar. Ruminantlar, glikoz üretimi için glukoneojeneze bağlı olduklarından, gebeliğin geç dönemlerinde veya laktasyonun erken dönemlerinde hipoglisemiye yatkındırlar. Sığır tip I ketozisi, iştahsızlık, depresyon, süt üretiminde azalma, ketonemi, ketolakti ve ketonüri ile karakterizedir ve genellikle laktasyonun ilk 1-2 ayında görülür. Hipoglisemi ile ilişkili olmayan Tip II sığır ketozisi (subklinik ketozis), Tip I ketozisten çok daha yaygındır (ikincisi yine de meydana gelebilir). Koyun gebelik toksemisi, birden fazla yavru taşıyan ve kalori açısından yetersiz kalan koyunlarda görülür.
Globulinler
Test Adı:Globulinler
Diğer Adları:Globulin, Total Serum veya Serum Globulinleri
Analiz Metodu:Globulinler = Total Protein – Albümin
Örnek Türü:Serum, Plazma (EDTA, Li Heparin)
Örnek Özellikleri:Kanın tam pıhtılaşmasını takiben, serumu ayırmak için 1500-2000g’de 10 dakika santrifüj yapılmalıdır.
Örnek Muhafazası:15-25 ºC’de 1 hafta, 2-8 ºC’de 1 ay, -20 ºC’de 3 ay.
İnterferans:Lipemi, Hemoliz, İkterus
Kısa Açıklama:Globulinler, kan plazmasında bulunan ve çeşitli işlevlere sahip proteinlerdir. Bu proteinler bağışıklık sistemi fonksiyonları, kan pıhtılaşması ve taşıma işlevleri gibi önemli roller üstlenir. Globulin seviyelerinin ölçülmesi, özellikle bağışıklık sistemi sağlığını ve kronik inflamatuar durumları değerlendirmede kullanılır.
Konsantrasyonda Artma (HİPERGLOBULİNEMİ):Kronik Enfeksiyonlar: Sürekli veya tekrarlayan enfeksiyonlar, immün yanıtın bir parçası olarak globulin üretimini artırabilir.
Otoimmün Hastalıklar: Sistemik lupus eritematozus gibi otoimmün hastalıklar, globulin seviyelerinin yükselmesine neden olabilir.
Kronik İnflamatuar Durumlar: Kronik iltihap globulin seviyelerini artırabilir.
Konsantrasyonda Azalma (HİPOGLOBULİNEMİ):Hipogammaglobulinemi: Bazı genetik durumlar veya edinilmiş bağışıklık yetersizlikleri globulin seviyelerinin düşmesine neden olabilir.
Protein Kaybı: Aşırı protein kaybeden hastalıklar (örneğin, protein kaybettiren enteropati) globulin seviyelerinin düşmesine yol açabilir.

Test Rehberi

E
H I J N
O Ö R Ş U
V Y Z



Son Düzenleme: 9 Mayıs 2024