Dünya Veteriner Hekimler Günü 2019: Bu Yılın Teması “Aşılamanın Önemi”

Dünya Veteriner Hekimleri Birliği (World Veterinary Association, WVA), 27 Nisan 2019 günü kutlanacak olan Dünya Veteriner Hekimleri Gününün temasını “Aşılamanın Önemi” olarak belirlemiştir. Bu tema, aynı zamanda veteriner hekimlerin halk sağlığı ve hayvan sağlığına yaptıkları katkıları da vurgulamaktadır.

Aşılama; koruyucu veteriner hekimlik, hayvan sağlığı ve refahının arttırılması, insanların birçok zoonoz patojene maruz kalma riskinin azaltılması bakımından vazgeçilmez bir araçtır. Tarihi süreçte, aşılama uygulamaları ile birçok ölümcül hastalığın görülme sıklığı azalmıştır. Aşılama yapılmaması durumu hayvanlarda topluluk ya da bireysel olarak hatalıklara karşı riski artırmaktadır. Bunun yanında aşılama programları sayesinde antibiyotik kullanımı azalmakta ve böylece antibiyotik direncinin oluşma riski de düşmektedir.

Dünya Veteriner Hekimler Birliği (WVA) tüm dünyada aşılama çalışmalarının insan, hayvan ve toplum sağlığına olan faydaları hakkında düzenlenecek, başta hayvan sahipleri ve yetiştiricileri olmak üzere toplumun her kesimine yönelik eğitimlerin gerekliliğine inanmaktadır.

Veteriner Hekimliği mesleğini farklı meslek dallarında fedakârca icra eden tüm meslektaşlarımın Dünya Veteriner Hekimler Günü kutlu olsun.

Bilimin Ortak Dili Periyodik Tablo 150 yaşında

Satırları ve sütunları bir başka deyişle periyotları ve grupları hatırladınız mı?

Periyodik tablo lise kimya derslerinde veya lisans düzeyinde organik kimya ve/veya biyokimya derslerinde mutlaka karşınıza çıkmıştır. Basitçe hatırlayacak olursak elementler proton sayılarına veya atomik numaralarına göre sıralanmakta, metal olanlar daha çok sol tarafta ametal olanlar ise sağ tarafta yer almaktadır. Sağdan en uzakta kalan sütun ise soy gazları içerir. Şüphesiz ki canlılık söz konusu olduğunda sodyum (Na), potasyum (K), klor (Cl), kalsiyum (Ca) gibi bazı elementler daha fazla ön plana çıkmaktadır.

Bundan tam 150 sene önce (1869) Dmitri Mendeleev periyodik tablosunu sunduğunda, hiç kimse atomun içinde ne olduğunu bilmiyordu. Bugün, bir elementin tablodaki yerinin, kimyasal özellikleriyle birlikte, fiziksel özelliklerini, etkileşimlerini ve daha birçok unsuru barındırdığını biliyoruz.

Bir bakışta, doğanın tüm kimyasal madde repertuarını oluşturan unsurları ve bu elementlerin birbirleriyle olan ilişkilerini görebiliriz. Ancak bilinmelidir ki elementler aynı zamanda bilimsel özyinelemelere ve ayrıcalıklı keşif hikayelerine sahiptirler. Ve dahası, periyodik tablo üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Son olarak 2016 yılında kimyasal isimlendirmede ve sınıflandırmadan sorumlu olan IUPAC (Uluslararası Temel ve Uygulamalı Kimya Birliği) tarafından tabloya dört element daha eklenmiştir; Nihonium (Nh), Moscovium (Mc), Tenessine (Ts), Oganesson (Og).

Sınırları aşan araştırma çabaları, bilimsel gizemlerle birlikte devam ediyor, etmelidir.

Bazı elementler ve ilginçlikleri hakkında kısa bilgiler

Muz: Zengin Potasyum (K) kaynağı

Muzlar, potasyumun radyoaktif bir izotopu olan potasyum-40 bakımından zengindir. Beta ışımanın üç türü de olasıdır. Potasyum-40, insanlar dahil hayvanlarda en büyük doğal radyoaktivite kaynağıdır. 70 kg’lık bir insan vücudu yaklaşık 0.0164 gram potasyum-40 içerir.

Kazara radyoaktivite: Uranyum

Fransız bir fizikçi olan Henri Becquerel, 1896’da fotografik plakaların üzerine uranyum tuzları yerleştirdi ve tesadüfen radyoaktiviteyi keşfetti. Bu keşif 1903 Nobel Fizik ödülünü kazanmasını sağladı. Uranyum, periyodik tablonun doğada anlamlı bir bollukta ortaya çıkan son elementidir. Diğerleri laboratuvar koşullarında yaratılmalıdır.

Özel parlaklık: Altın (Au)

Albert Einstein’ın özel görecelilik teorisi, altının rengini açıklamaktadır. Elektron enerji seviyelerinin görelilik nedeniyle değişimine bağlı olarak, metal mavi ışığı soğurur ve yansıyan ışığa sarı renk tonunu verir.

Laksativ Civa (Hg)

Meriwether Lewis ve William Clark Pasifik Okyanusu’na ulaşmak için yola çıktığında, Dr. Rush’s Thunderbolts olarak bilinen 1.300 doz civa bazlı bir müshil ilacı taşıdılar.

Popüler kimya aldatmacası: Galyum

Mendeleev, orijinal periyodik tabloda elementleri yerleştirirken boş alanlar bıraktı ve boşluğunu doldurdu. Popüler bir kimya aldatmacasının yıldızı olan metal Galyum oda sıcaklığında katı formdayken 29,7° C’nin üstünde sıvı formdadır. Galyumdan yapılmış bir kaşığın sıcak çayda veya elinizde eriyeceğini unutmayınız.

Helyum (He)

Helyum, elementin Dünya üzerinde bulunmasından neredeyse otuz yıl önce, 1868’de güneşten gelen ışık spektrumunda parlak sarı bir çizgi olarak keşfedildi. Geçtiğimiz yıl, bilim adamları bir güneş sistemi dışındaki bir gezegenin atmosferinde ilk helyum gazı olduğunu bildirdi.

Üçlü: Klor (Cl), Brom (Br), İyot (I)

Klor, brom ve iyot, Alman kimyager Johann Wolfgang Döbereiner’in “üçlü takımını” oluşturur. Br’un 79.90 g/moL olan atom kütlesi, Cl (35.45 g/moL) ve I’un (126.90 g/moL) tam arasındadır ve bu üç element metaller ile kolayca tepkimeye girerek tuzları oluşturabilirler. Mendeleev’in periyodik tablosunu önermesinden yarım yüzyıldan fazla bir süre önce Döbereiner, 1817’de bu tür ilişkileri tanımlamıştı.

Oganesson: Periyodik tablonun sonu mu?

Oganesson, bugünün periyodik tablonun sonunu işaretler ve soy gazlar sütununu kapatır. Yine de grubundaki diğerleri kadar uzak değildir. Teorik tahminlere göre element kolayca elektron verip alabilir ve atomları bir araya gelebilir.

Kaynaklar
1.  Quill E. 150 years on, the periodic table has more stories than it has elements: its organization holds stories of discovery and strange reactions. İnternet Erişim: https://www.sciencenews.org/article/periodic-table-elements-chemistry-fun-facts-history Erişim Tarihi: 21.01.2019
2.  Siegfried T. How the periodic table went from a sketch to an enduring masterpiece: 150 years ago, Mendeleev perceived the relationships of the chemical elements. İnternet Erişim: https://www.sciencenews.org/article/periodic-table-history-chemical-elements-150-anniversary Erişim Tarihi: 27.01.2019
3.  International Year of the Periodic Table of Chemical Elements. İnternet Erişim: https://www.iypt2019.org Erişim Tarihi: 27.01.2019

Yoga, Meditasyon ve Mutluluk Hormonu olarak anılan Serotonin arasındaki ilişki

Serotonin (5-Hidroksitriptamin), aromatik amino asit grubunda yer alan ve esansiyel olan L-Triptofan’dan sentezlenir. Biyokimyasal haberci ve düzenleyicidir.

Serotonin başlıca otonom sinir sisteminin bölümlerinden biri olan ve sindirim sistemi çevresini yöneten enterik sinir sisteminde bulunur. Bunun yanında merkezi sinir sistemi (Raphe çekirdekleri) ve trombositler dahil birçok yerde bulunur. Serotonin, nörotransmisyon, gastrointestinal motilite, hemostaz ve kardiyovasküler bütünlük dahil olmak üzere birçok önemli fizyolojik fonksiyona aracılık eder 1.

Serotonin, merkezi sinir sisteminde ve çevre bölgelerinde farklı etkileri olan bir moleküldür. Bir hormon, bir nörotransmitter ve bir mitojen olarak işlev görür. Farklı uyaranlara karşı “duruma bağlı” davranışsal tepkileri düzenler. Omurgalılarda serotonin ruhsal hâli, davranışı, iştah durumunu, uykuyu ve cinsel davranışı modüle eder. Serotonerjik sistemin eksiklikleri, depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, fobi, epilepsi ve travma sonrası stres gibi bozukluklara neden olur. Bu sistemin eksikliğinde başlıca görevi üstlenen faktörlerden biri ise strestir 1.

Serotonin düzeylerini artırmak için birçok araştırma yapılmış ve farmakolojik yönden ilaçlarla bu hedefe varılmıştır. Son zamanlarda ise ilaçsız yollarla serotonini artırmaya yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda da düzenli olarak yapılan yoga ve meditasyonun serotonini artıran doğal yollardan biri olduğu gösterilmiştir 2.

Yoga ve meditasyon, zihni ve bedeni rahatlatmaya ve stresini azaltmaya yardımcı olmaktadır. Çok sayıda yoga ve meditasyon türü olsa da temel fikir; nefese odaklanmak, dikkat temelli stresi azaltmak, kişinin kendisinin farkında olması, kişinin nefesini ve fiziksel hareketlerini bilerek kontrol etmesidir 3.

Serotonin doğal yollarla atılmadan önce 5-hidroksi-indol-3-asetik aside (5-HIAA) metabolize edilir. Bu nedenle, 5-HIAA konsantrasyonları serotonin seviyelerinin bir göstergesi olarak kabul edilir. Bir araştırma sonucunda idrarda bakılan 5-HIAA miktarı meditasyon yapanların yapmayanlara oranla iki kat fazla olarak ölçülmüştür 3. Başka bir araştırmada ise düzenli olarak sabah ve gece uyumadan önce meditasyon yapan grubun kontrol grubuna göre yüzde yetmiş oranında 5-HIAA seviyesinin fazla olduğu görülmüştür 4. Çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular yoga ve meditasyonun serotonin düzeylerini artırmasıyla birlikte gün içerisinde bu oranları bir denge halinde tuttuğunu da göstermiştir 5.

Sonuç olarak, düzenli yapılan yoga ve meditasyonun genel mutluluk durumunu artırdığı ve stresle mücadelede yardımcı olduğu ortaya çıkmıştır.

Yoga ve meditasyon yapın, gülümsemeye devam edin!

Kaynaklar
1. Krishnakumar D, Hamblin MR, Lakshmanan S. Meditation and Yoga can Modulate Brain Mechanisms that affect Behavior and Anxiety-A Modern Scientific Perspective. Anc Sci. 2015;2(1):13-19. doi:10.14259/as.v2i1.171
2. Daube W, Jakobsche C. Biochemical Effects of Meditation: A Literature Review. Surj. 2015;1:80-85. http://www.surjatclarku.com.
3. Bujatti M, Riederer P. Serotonin, noradrenaline, dopamine metabolites in transcendental meditation-technique. J Neural Transm. 1976;39(3):257-267.
4. Walton KG, Pugh ND, Gelderloos P, Macrae P. Stress reduction and preventing hypertension: preliminary support for a psychoneuroendocrine mechanism. J Altern Complement Med. 1995;1(3):263-283. doi:10.1089/acm.1995.1.263
5. Desai R, Tailor A, Bhatt T. Effects of yoga on brain waves and structural activation: A review. Complement Ther Clin Pract. 2015;21(2):112-118. doi:10.1016/j.ctcp.2015.02.002

Zamana meydan okuyan yöntem: Jaffe Reaksiyonu

Jaffe_Reaction

Böbrek yetmezliğinin teşhisi, aşamasının belirlenmesi, tedavi takibi ve prognozun değerlendirilmesi gibi amaçlarla kan kreatinin konsantrasyonu ölçülmektedir.

Bunun yanında zaman zaman idrar kreatinin konsantrasyonu tek başına veya başka test parametreleri ile birlikte (protein gibi) ölçülmekte ve değerlendirilmektedir. Bu ölçümleri yapmanın yegâne yolu belirli analitik yöntemlerin kullanılmasıdır. Sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri Jaffe reaksiyonudur. Kolorimetrik bir yöntem olan Jaffe reaksiyonu ile kan ve idrar örneklerinden kreatinin konsantrasyonu belirlenmektedir1.

Max Jaffe

Bundan 132 sene önce (1886) Max Jaffe (1841-1911) alkali ortamda kreatininin pikrik asitle reaksiyona girdiğini keşfetmiş ve bunu “Über den Niederschlag, welchen Pikrinsäure in normalem Harn erzeugt und über eine neue Reaction des Kreatinins” isimli makalesini yayınlayarak açıklamıştır2. Makalede, bu reaksiyon ve oluşan çökeltinin doğası anlatılmıştır. Jaffe’ nin bu keşfi bir dönüm noktası olmuştur. Bu çalışma neticesinde son derece popüler hale gelen ve zamana karşı meydan okuyan kreatinin konsantrasyonu ölçme yöntemi doğmuştur.

Zamanla, Jaffe’nin adı klinik kreatinin testiyle eş anlamlı hale gelmesine rağmen, makalesi daha sonra kalıcı yöntem haline gelmiş ve yapılacak çalışmaların ilkesi olmuştur. Yirminci yüzyılın başlarında Otto Folin (1867-1934), Max Jaffe’ nin araştırmasını ele alarak kan ve idrarda kreatinin konsantrasyonunun ölçülmesi için kolorimetrik bir yöntem geliştirmiş3 ve modern biyokimya analizleri arasına girmesini sağlamıştır.

Günümüzde daha spesifik analitik yöntemlerin4 olmasına karşın, Jaffe reaksiyonunun uygulanma basitliği, hızı, otomatik analizörlere uyumu ve maliyetinin daha uygun olmasıyla bu eşsiz test hâlâ tercih edilen yöntem olarak kullanılmaktadır. Bunun yanında Jaffe reaksiyonu klinik laboratuvarlarda kullandığı en eski test yöntemidir.

Kaynaklar
1.Delanghe JR, Speeckaert MM. Creatinine determination according to Jaffe – What does it stand for? NDT Plus. 2011;4(2):83-86. doi:10.1093/ndtplus/sfq211. 
2. Jaffe M. Ueber den Niederschlag, welchen Pikrinsäure in normalem Harn erzeugt und über eine neue Reaction des Kreatinins. ZPhysiolChem. 1886. doi:10.1515/BCHM1.1886.10.5.391.
3. Folin O. Beitrag zur Chemie des Kreatinins und Kreatins im Harne. Hoppe Seylers Z Physiol Chem. 1904. doi:10.1515/bchm2.1904.41.3.223.
4. Panteghini M, IFCC. Enzymatic assays for creatinine: Time for action. Scand J Clin Lab Invest. 2008;46(4):567-572. doi:10.1080/00365510802149978.

Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.

“Öğretmenler Günü”, öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği icra edenleri takdir etmek ve belirli bir alandaki özel katkılarından ötürü onlara saygı göstermek için kutlanmaktadır.

Bu günün kutlanması, eğitimde önemli bir kilometre taşını ifade eden günler, olaylar ve kişileri esas olmak suretiyle ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. Bunun yanında bir çok ülke 1994 yılından beri 5 Ekim gününü UNESCO tavsiyesiyle “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlamaktadır. Ülkemizde ise 1981 yılından itibaren “24 Kasım” öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Aynı günün 1928 yılında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mekteplerinin Başöğretmenliği”ni kabul ettiği gündür ve Atatürk’ün 100. Doğum yıl dönümü olan 1981 yılında dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükumeti tarafından, 24 Kasım’ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.

Eğitim bir toplumu millet yaparak ileri medeniyet seviyesine taşıyacak en önemli unsurdur ve ne yazık ki bir toplum yine eğitim ile dejenere edilebilir, kutuplaştırılabilir veya geriletilebilir. Hedeflenen ileri seviye için öğretmenlik mesleği mutlak suretle muhafaza edilmeli ve Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği bilimsel, çağdaş, özgür ve laik anlayıştan taviz verilmemelidir. İşte bu nedenle öğretmenlerin yüklendiği görev kutsal olarak nitelendirilmektedir.

“Bir topluluk ulus olabilmek için mutlak eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki, toplumu gerçek ulus haline getirirler”.

Mustafa Kemal Atatürk.

24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun.